Sign guestbook
Vedat TATAR
Perşembe, 16 Şubat 2012 17:47
KARAÖZÜ Kasabamızdan;
Ali DALAK'ın eşi, Burhanettin ve Bahri'nin annesi HANIFE DALAK 08.02.2012 tarihinde Bodrum YALIKAVAK'ta hakka yürüdü ve oraya gömüldü,
Hanife Hanım "IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN". Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
julky
Cumartesi, 11 Şubat 2012 00:59 | Trinidad and Tobago
http://icqmobilephones.net/ - qip на телефон
<a href="http://icqmobilephones.net/">аськи для телефона</a>
resim
Pazartesi, 16 Ocak 2012 23:09
Bireylerin isledigi bütün kusurlar affedilebilir.
Emmee,
üstünü örtme yöntemi asla...!
F. D.L. Rochefocauld
CAKIRLI
Perşembe, 17 Kasım 2011 21:47

Gün gelir hayatina giren insanlarin ne kadar önemli oldugunu, önemli idigini, ve gelecekte ne kadar önemli olacagini anlarsin. Onun icin mazide biraktigin kisi ve fertlere kafani hic bosuna yorma .Senin yarinlarina varmayi basaramadilarsa muhakkak bir nedeni vardir.
zihni sinir
Perşembe, 18 Ağustos 2011 11:53
Bu ileti, sizin gibi 1 milyon kişiye ( yılda bir kez ) ulaşmaktadır. Amaç yeni bir s***t hareketi olan “Tiyatral şiiri” sizlere tanıtmak ve halkla buluşmaktır. ( olumlu ve olumsuz düşüncelerinizi belirtmek için şiirlerin sonunda bulunan ilgili kısmı tıklayabilirsiniz) ya da ( onur-sezgin.tr.gg) adlı websitesini ziyaret edebilirsiniz.
Not: yukarıdaki adres, yalnızca uluslar arası “sir” ve “Baronet” unvanı olan edebiyatçılar için, West Minister ve Cambiridge okulu tarafından verilir… Başına (www.) diye bir ekleme yapmanıza gerek yoktur.
Prof.dr. Zihni Sinir ( Şairleri koruma ve geliştirme derneği as başkanı )
1. perde 2. kısım“Hafif k***tlı bir şiir”
S*** şiir yazdım
Sadece bir kaç kelime
Sonra süzülüverdim onlardan birinin içine
Kimseler görmeden,
gizlice…
Okurken dudaklarına konan
Bir öpücük olayım diye
Onur Sezgin 20.05.2011
1. perde 2. kısım “Felaket”
Aşkımın kalbini kırmak,
Felaketim oldu
Nefes alışımdı çünkü o benim…
Şimdi sudan çıkmış balığa döndüm
Geçmişe dönmek ya da
Kaderi yeniden yazmak elimde olsa
Daha başka bir felaket seçerdim
Onur Sezgin 18.05.2011
Çektiğim acıya kıs kıs gülenler bile
Kıskanıyor gördükçe
Kaderin beni dize getiremediğine
Sayısız kuşlar şakıyor çünkü
Kalbimin derinliklerinde
Sessizliği sevmeyen kuşlar
Onur Sezgin 12.05.2011
Niçin satıyorsun o buketi çiçekçi?
Gülden daha değerli
Ne satın alabilirsin ki parayla?
At ve silah uğruna değil mi?
Sırt çevirdik hayata
Dinle bak, ne söylüyor şu bülbül
Aşkıyla konuşur gibi gecenin karanlığında
Ne ki, yola çıkma zamanı
Uzun yolculuğumuz başlıyor artık
İçimde korku yok
Ölümden söz etmesin kimse b***
Kaybolup ta yurdumu özlersem bir gün
Rüzgârlar alıp götürecek beni yuvama
Ne de olsa gökyüzü
Bayılıyor şarkılarıma
Onur Sezgin 25.05.2011
1.perde 1.kısım “Şaşkın”
Bulutların altında
Dolaşıyorum yine
Hem de kendi kendime
Verdiğim sözleri hatırlamaya çalışıyorum
Bir türlü aklıma gelmiyor
Onur Sezgin 26.05.2011
Kartal yuvası sessiz dururken bile
Yürekleri büzülür küçük kuşların
Çok gördüm kaderin
Azgın bir boğa gibi
Güçsüzü nasıl da ezip geçtiğini
Biliyorum, bugün neler olup bitiyor
Biliyordum, geçmişte ne olup bittiğini
Yarın neler olacağına gelince;
Zifiri karanlıklar içindeyim
Onur Sezgin 19.02.2011
1.Perde 2. kısım “Adalet”
Yok, edildiler onlar; düşünceleriyle
Kemikleri öç diye haykırıyor şimdi
Bu haklı intikamın yükü kimin?
Kim karşı koyabilir
Kara gülümseyişleriyle bakan caniye?
Adaletin oğulları!
Hadi binin atlara!
Arınsın artık tüm insanlık
Kin ve nefret yangınlarından
Hukukun ışığında düşün yollara!
Tek soru işareti bile kalmasın ortalıklarda
Onur Sezgin 22.02.2011
1.perde 2.kısım “Diriliş”
Dört bir y*** yayılırken ışıkları
Tatlı bir rüzgâr çıkacak
Altın saçları dökülecek güneşin
Ve o zaman;
Dağlardan kopup gelen yankılarla
Yeniden var olacağız
Bir bebek gibi yeniden
Şafak söküyor işte,
Ölüler ülkesinin yolu açık!
Ama yaşıyoruz yine
Ve yöneliyoruz tâ yükseklere!
Onur Sezgin 14.06.20011
Yoksulluk acısı şuracıkta duruyor
İşte o benim
Baykuş ruhlu adam
Gecenin karanlığında
Büyü yolculuğu kolaylaştırıyor
Ne olup ne olacağımız belli
Bütün cinler, periler ağlıyor
Kurtlar, kuşlar ağlayacak
Baykuş ruhlu adam
İşte o benim
Onur Sezgin 01.07.2011
ismail doğan
Salı, 26 Temmuz 2011 10:01
Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
YÖREMİZE HİZMET İÇİN ORTAK PLATFORM 13 AGUSTOS KARAÖZÜDE
DUYURU
Karaözü ve Yedibucak Avşarları
YÖREMİZE HİZMET İÇİN ORTAK PLATFORM
Çağrımıza yöremizin insanlarının kurduğu yurtiçi ve yurtdışı dernekler, karaözü belediye başkanımız ve tüm muhtarlarımız tam destek vermişlerdir.
Hepsine çok teşekkür ederiz.
Platform toplantımız 13 Ağustos 2011 saat 14.00 de
Karaözü Belediyesi toplantı salonunda yapılacaktır
Toplantıya belediya başkanımız tüm dernek yöneticileri ve muhtarlarımız davetlidir.
Halkımıza Saygı ile DUYRULUR
ismail doğan
Cuma, 15 Temmuz 2011 19:02
Yedi Bucak Avşarları
Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneği / ANKARA
Dernek yönetim kurulumuzun 13 temmuz 2011 tarininde aldığı karar ile yöremizi temsilen kurulan yurt içi ve yurtdışında bulunan tüm dernekler ile oluşturulacak platformda yöremzde festival yapmak iiçin derneğimizi temsilen ; Başkan İsmail DOĞAN ve Başkan Yardımcısı Rıza ÇINAR yetkilendirilmiştir.
Amacımız yöremizde her yıl bir festival ve yöremize yapılacak tüm faaliyetleri birlikte yapacak bir platform oluşturmaktır.
Festivalin adı, yeri ,zamanı ve içeriğini Yoremize yapılacak tüm faaliyeyerel eri ,yöneticiler belediye başkanımızve köy muhtarları halkımız derneklerimiz ile birlikte oluşturmaktır
Festival ve daha sonrası yöremiz yapılması düşünülen tüm faaliyetler için ortak bir platform için Yöremizi temsil eden yerel yöneticilerimiz karaözü belediye başkanı ,karaözüyü temsil eden tüm dernekler, kaleköy,kızılpınar,burunören, karpınar, yerlikuyu , iğdeli muhtarları ve köylerimizi temsil eden tüm dernekleri yönetim kurullarını ortak paltform oluşturmak için iletişim telefon ve e-posta adreslerimizde iletişeme geçmenizi arzederiz.
Saygı larımızı sunarız.
İsmail DOĞAN Rıza ÇINAR
BŞK. Bşk.Yrd.
Fikret Avcu
Salı, 12 Nisan 2011 17:18
Hayat ve Ben
Otuz besime bastim geçen hafta...
Ilk yari bitti: Hayat: 1 - Ben: 0!..
Ama belliydi böyle olacagi…
Nicedir baslamisti belirtiler:
Yolda çocuklar "Amca su topu ativersene" diye seslendiklerinde kuskulanmistim ilkin…
Sonra saçlarimdaki beyaz teller tescilledi yari yolun ufukta göründügünü,
Baktim; lise fotograflarim sararmis, sinif arkadaslarim yaslanmis.
Es dost sohbetlerinde saglik ve çocuk konusulur olmus, seyahat ve ask yerine...
Gök gibi gürlemeye aliskin müzik setimin ses dügmesini kisar olmusum, içimdeki uçurtmanin ipini çekercesine...
Bizim zamanimizda diye baslayan nutuklar atmaya baslamisim mezuniyet törenlerinde,
-Hayret daha dün degil miydi benimkisi?-
Yillar yili dudak büktügüm "ölümden sonra hayat" masallarina kulak kabartmaya baslamisim gizliden gizliye...
Iple çektigim Haziranlara sirt çevirmisim…
Yasamin orta sahasina girmisim, irkilmisim...
Ruhumun ikizleri yine çekistiriyorlar kollarimdan;
Biri, "Daha ne gördün ki" diyor yüzünde papatyalarla, “Asil simdi basliyor hayat!... Bundan sonrasi rahat! "
Lakin "Buydu görüp görecegin" diye efkarlaniyor öteki... “Ikinci yari geçer hizla, yaslanirsin zamanla”...
Yasi genç olanlar 35'e uzak durduklarini sanarak "Sahi oldu mu o kadar? Hiç göstermiyorsun" tesellisindeler.
35'le çoktan tanis olanlarsa "Hayata hos geldin" pankartlariyla karsilamadalar...
Ilk yari sadece bir isinmaymis meger: Asil ikinci yarida anlasilirmis tadi, hayatin... kavganin... askin...
Bense saskin... devre arasi bilançolarindayim.
Son dönemde kim bilir kaç kez eski anilari yarali ele geçirdim, bellegimin derinliklerinde?..
Kim bilir kaç kez kendime yakalandim, kendimden kaçarken?..
Ve sustum vicdan sorgularinda...
Aksisedamla bile dertlesmedim. Meger ne yaman serüvenmis hayat? Bazen yediveren gülleri gibi bereketli...
Sanki hayat degil, Körfez Krizi mübarek: Bir koyup, bes aliyorsun...
Yasiyor, seviyor ve seviliyorsun... Bazense kitliktan kiriliyor ortalik, sasip kaliyorsun...
Oysa -herkes bilmezden gelse de- skoru belli oyunun:
30'larda dedeni ve nineni kaybediyorsun, 40'larda anneni ve babani... Ve 70'lerde kendini...
Simdi devre arasi, yolun yarisi...
Bugüne dek ancak tanistik hayatla... Ben ona kendimi tanittim, O bana kendini...
Gögsüme madalya gibi dizdim hatalarimi...
Zaferlerim onlar benim, olgunlugumun yapitaslari...
Ve derin bir yara gibi sakladim basarilarimi...
Asansör çikarken yukari, dönüp bakmadim bile asagi...
Dönmesin diye basim...
Ben istikballe arkadasim...
Ne var ki her sey yarim...
Hayat da yarim, sevdalar da...
Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin...
Ihanetlerin hesabi sorulmadi...
Nazim'in dedigi gibi, "Kopardim portakali dalindan ama, kabugu soyulmadi, sevdalara doyulmadi..."
"Doydum diyen görmedim ki ben zaten..."
Lakin gel de zamana anlat bunu...
Sahi nedir bu telas, bu kin? Sanki ölüye can yetistireceksin...
Baktim ikinci yari kapida... ve hayatin ceza sahasi yakin...
Doldurdum bir kara kutuya 35 yilin hesabini.
Acilar, sancilar bir çekmecede, sevdalar digerinde...
Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler...
Kat kat, dizi dizi dizdim kullanilmis takvimlerimi,
Sabirla kapattim kutuyu, sevgiyle mühürledim agzini...
Ilk yari bilançom o benim: Yanginda ilk kurtarilacak... Kazada ilk açilacak...
Yarimlar tam oldugunda kara kutuyu açip bakanlar teshis koyacaklar halime...
"Çok mutlu olmus, fazla yüksekten uçmus zavalli" diyecekler
Ya da,
"Sebepsiz alçalmis... Bile bile vurmus kendini daglara!.."
Fakat kara kutu ancak bir kismini söyleyecek hikayenin...
Kalani benimle gelecek...
Daglarin yamaçlarina savuracagim en mahrem hatalarimi...
Reyhanlar saklayacak sirlarimi...
Skoru bir tek Ege'nin sulari bilecek...
Denize kavusabilirse eger içimdeki nehir...
HAYAT: 0 - BEN: 1
Can DÜNDAR
Fikret Avcu
Salı, 01 Mart 2011 10:06
EL ERIAL
(YENI ÜLKE)
Insanlarin Büyük sefalet ,Çaresizlik ve acinacak halde olmasi.
Dünyadaki sefaletin ölçüsü ve siniri yoktur. Nedeni topragin kisirligi degil ,beter olan esasen beyinlerin verimsizligi ve kalplerin eksikliginden vukuat eden o büyük sefalettir. Dünyamiz epeyce yaslidir ve kusaklar agacin dalindaki yapraklar gibi savrulurlar ve kendilerini yenilerler.Yere dökülürler ve tekrardan rüzgarin karsisinda egilen burçak basagi gibi yeniden yeserirler .Zaman zaman aç kaldilar fakat çogu zaman bedensel açligi yiyeceklerle giderdiler.Fakat sefalet hep kaldi.Bugün'ü yasayan bizler bu sefaleti susmak, kendi kendimizi aldatmak ve yalanla örtmek istesek anlamsiz olmazmiydi?Yakinda agaç yapraklari ,tahilin basagi gibi bizlerde bu dünyayi terki -alem edecegiz ve bizden sonra gelenler gözlerini bir kere daha bitmeyen sefalete dikmek zorunda kalacaklar.Birileri konuya deger vermemeye çaba gösterselerde en fazla aci içinde kivrananlar yine onlardir.
Tavuz kusu takip edildiginde düsmani görmemek için basini kuma sokar ve tehlikenin yokluguna inanir.Velakin insanin beyni kusunkinden daha iyi çalismali ... Bilhassa hep karanlikta gezinenler aydinligi hiç bir zaman bilemezler.Bitmeyen sefaletin nedenini arastirmaya kalkanlar ,ölüm gözkapaklarini örttügü an son hisleri dünyayi evrenin sonsuzlugunda yol alan koskocaman iki gözyasina benzetmeleridir ve hatta büyük sefaleti gören gözleri bile iki gözyasina dönüsür. Evlerinin içi sicaktir ,lakin disarida soguk bir yel eser ve pencereleri buz kristalleriyle kaplanir.
CONSTANCIO C. VIGIL
Berk Avci
Cuma, 18 Şubat 2011 00:15
Uyanik insan esnek olur,
Akilli kafasini çalistirir,
Kamil kisi hisseder,
Serseri taklit eder,
Budala söylentileri tekrarlar
Aptal pesine kosar.