Daha dünyada insanlar çok değilken ve küçük gruplar halinde dolaşırken iki tane insan grubu bol ağaçlı bir ırmağın kenarında yazı geçirirlermiş. Bir gün bir aileyi bir Kurt sürüsü açık alanda kusamiş. Bu ailenin en güçlüsü ve akılısı kendini kurtların üstüne atarak ailesinin hayatini kurtamiş ama kendi hayatini kaybetmiş. Üç gün üç gece kurtlarla savaşmış ve üçüncü gün gücü kalmamış ve kurtlar kazanmış. Ayni anda öbür aileyi de kurtlar kusamiş ve içlerinden en akillisi ve güçlüsü, kurtlara güçsüzleri yem olarak bırakmış ve geri kalanlarla kaçmış. Kurtlar üç gün üç gece karınlarını doyurmuşlar. Bu iki alile zamanla büyümüşler ve iki değişik yasam biçimiyle hayat yolunda gitmişler. Bir gurup şefkatli ve güçlü güçsüzü eşit görürlermiş. İnsanları olduğu gibi severlermiş. Öbür gurup ama her zaman bir savaş halinde ve en güçlü olma gayretiyle yasayan bir toplum olmuş.
Bir gün bu iki grup ırmağın kenarında buluşmuş. Kavga çıkmış. Birbirleriyle savaşmışlar. Bir grup yaşlı genç hasta çoluk çocuğu öne savmış, öbür grup ise içlerinden en güçlüleri gönderip ailesini kurtarmak istemişler. Saldıramamışlar. Çoluk çocuğu karsı savaşamamışlar. Bunu kullanarak bencil grup hepsini öldürmüş.
Geriye kalan kadınları, yaşlıları ve çocukları kendi emirleri altına almışlar.
On sene geçmiş ve iki gruptan bir grup olmuş. Ama o günü bilenler öykülerinde, güzel hayatin masalını anlatanlar bu kötülüğü hiç unutmamışlar. Çünkü en çok karanlıktan korkarken o günden sonra insanlardan korkmaya başlamışlar.
Bu eziyetti çekmekten bıkan insanlar bir gün gizlice toplanmış ve bu kötülüğü yapan herkese o grup içinde öldürmüşler. Hepsini ırmağın yakınında bir dağa gömüşler ve oranın ismini Karaözü koymuşlar.
