Ziyaretçi Defteri



Fikret Avcu     04 Eylül 2010 19:43 |
Aptalca

Aptal bir kişi ,aptallıgını anlasa bile ,
O insanı akıllı yerine koymak aptalca'dır.
Aptalın akıllıca bir düşüncesi,aptallık-akıllılığı hakkında hiç bir şey söylemez.
Konuyu başka yorumlamak aptalcadır.

Anette Andersen


Karaözü Kültür Derneği     26 Mayıs 2010 08:54 |
GÖKÇAM KÖYÜ KIR YEMEĞİ


Köylerimiz arası dostluk zincirinin bir halkası olarak gördüğümüz ve ilkini 31 Mayıs 2009 tarihinde Kussaray köyümüzde yaptığımız kır yemeğimizin ikincisini, 23 Mayıs 2010 Pazar günü GÖKÇAM Köyümüzde gerçekleştirdik.

Kendimizi köyümüzde-evimizde hissetmemizi sağlayan ; Gökçam köyü muhtarı Sn.Mehmet SABANCILAR ve AZALARINA, Çorum-Sungurlu Gökçamlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Hasan SABANCILAR ile Sn.Levent VURAL ve Yönetim Kurulu Üyelerine, Gökçamlılar Kültür ve Dayanışma Derneği İstanbul Şubesi Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Nurgül SABANCILAR'a, kendilerine konuk olmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyduğumuz muhteşem GÖKÇAM HALKINA,

Kır yemeğimizin Ankara organizasyonunu birlikte gerçekleştirdiğimiz Ankara Kussaray Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Sedat ILIMAN'a,Sn.Ercan Uçar'a ve etkinliğe katılan Kuşsaraylı dostlarımıza ,

Ankara'dan bizimle birlikte tek yürek Gökçam'a gelen Yedibucak Avşarları Toplumsal Dayanışma Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sn.İsmail DOĞAN'a, Kadın Kolları Başkanı Sn.Birgül ÇINAR'a ve Yedibucak Avşar köylerimizden katılan dostlarımıza,

Katılımı ile bizleri mutlu eden ŞAHRUH Dergimizin Yayın Kurulu Başkanı Sn.İsmail KILIÇÖZGÜRLER'e,

Sazı ve sözüyle güzel yorumlarını yolculuğumuzda ve de Gökçam'da bizlerle paylaşan Sn.AŞIK ERFANİ'ye,

Yürekleri dağlayan sesiyle oğlu İbrahim Kaypakkaya'ya yazdığı ağıtı bizlerle paylaşan Sn.Mediha Teyzeye, değerli görüşlerini paylaşan Sn.Hasan SAĞBİLİ'ye , şiirleriyle katkıda bulunan Sn.Ünal SAÇINTI ve Sn.Nadiye AVCI'ya, güzel türkü ve ezgileri seslendiren; Sn.Aslan Dayıya , Sn.Nail Beye, Sn.Abdurahman Beye, Sn.Hasan Vural'a, dinlemekten usanmayacağımız davul ve zurna için; Sn.Cemal Bey ve oğullarına,

Yaptığımız etkinliklere katılımlarıyla bizleri onurlandıran değerli KARAÖZÜ'LÜ HEMŞERİLERİMİZE,

Bu birliktelik için emek ve gönül vererek maddi-manevi desteğini esirgemeyen, Milletvekili Danışmanımız Sn.Vedat TATAR'a ,

Şahsım ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz adına çok teşekkür ederiz.

Saygı ve sevgilerimle.

Esma Aşkın
Karaözü Kültür Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

esma askın     12 Mayıs 2010 10:37 |
PİKNİK DUYURUSU

Dost ve Akraba Köylerin düzenlediği köy pikniğimizin ikincisinde Gökçam köyündeyiz. 23 MAYIS 2010 PAZAR günü gerçeklestireceğimiz pikniğimize katılmak isteyen değerli hemşehrilerimiz 0 532 578 63 77 nolu yada 334 13 48 nolu telefondan iletisim kurabilirler.

Esma Aşkın
Karaözü Kültür Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

PROĞRAM

7.30 KurtuluşParkından (Benzinlik karsısından) otobüsle hareket
9.30 Gökçam’a varıs , Gökçam’daki akrabalarımızla tanışma ve kahvaltı,
10.30 Bogazkale,Hattusas ören yerine otobüsle gezi,
12.00 Piknik alanına dönüş.
13.00 -18.30 Davul-Zurna esliginde halaylarımız,türkülerimiz,
19.00 Ankara’ya hareket

NOT
Katılımcı dostlarımız yiyeceklerini kendileri getireceklerdir. Dostlarımız pikniğimize kendi araçları ile katılabilecekleri gibi daha önceden bildirirlerse temin edeceğimiz otobüslede katılımı gerçeklestirebilrler. Temin edilecek otobüs sayısının belirlenmesi için yukarıda bildirilen telefona bilgi verilmesi gerekmektedir.

Berk Avci     24 Nisan 2010 06:01 |
Hoca ile Derviş,
Hoca annesi Sıdıka hanımın elini öper , bohçasına erzakını doldurur ve yola koyulur . Henüz tepenin arkasındaki suyun kenarına oturmadan karşıdan bir derviş çıkagelir ,selam verdikten sonra hocaya nereye gitigini soran dervişe Konya yolcusu olduğunu söyler. Bu fırsatı derviş kaçırmak istemez ve hemen başlar. Kulenin yüksekliği gölgesinden ,insanın büyüklüğü ise kıskananlarından belli olur...! Hemde Hocam acımasızca başkopartan Timur'a sözü geçebilecek tek kişi sizdiniz nereye gidiyorsunuz ? Yola koyulmadan onu eleştirdinizmi barime?
''Ya benide ruyasında''
Lafını Hocaya söyletmeden sözü alır Derviş ,geç hocam bu bayatlamış lafları geç görünen köy kılavuz istemez ,belliki korkudan kaçıyorsunuz Akşehirden deyince Hoca susar
Bununla beraber yelkenleri suya tam bırakır Derviş.
Değirmen işleten bir Adamın üç oğlu varmış ,ölmeden evel kuru çölün tam orta yerinde atalarından kalma bir hazine saklı oldugunu ,şayet günün birinde işler iyi gitmezse ağzına kadar ak akçe ve mücevherlerle dolu hazineyi çıkartıp eşitce paylaşmalarını istemiş ve hayata gözlerini yummuş. Gün gelir Babalarının düşündüğü gibi işler kesat gider ,kardeşler bel kürek, doğru kuruçöl'e varırlar küpü toprağın altından çıkartınca ne görsünler babalarını söylediği miktarın üçte biri eksik. Karşılıklı suçlamalarla bir yere varamayıca doğru Kadının yolunu tutarlar . Epey bir yol aldıktan sonra karşılarına bir Yörük çıkar ve atını kaybettiğini söyler.
Büyük kardeş atın sağ gözü özürlümüydü deyince cevap evettir.
Ortancıl kardeş heybenin solunda su testisi , sağında bal küpü varmıydı sorusuna cevap tekrar evet'dir
Küçük kardeş atın ayağının Kaygan bir taş'ta kaydığını söyleyince,kaybolan atın sahibi hırsızları bolmuştur, koşarak Kadı'ya gider kardeşleri şikayet eder,
Kadı büyük kardeşe atın sağ gözünün özürlü olduğunu nereden bildigini sorunca; yolun sağ kıyısındaki taze otlar dururken sol taraftaki sararmış otları yayılmışda ondan.
Ortancıl kardeş atın tökesemesiyle soldaki su testisi yere değer çatlar, sağ taraftaki bal küpünden ise yere Bal sıçrar , suyu içmeye gelen bülbül bizleri görünce uçtuysada bala konan sineklerın hiç aldırış etmediklerini söyler.
Küçük kardeş taştan sonra ayak izlerinin düzensizliğinden atın kaydığını anladığını söyleyince , Kadı Atın sahibine hırsız bunlar değil git atını ara bul der gönderir. Kardeşlerin neden mahkemeye başvurdukları sorusuna anlatılanları sabırlıca dinledikten sonra Kadı konuşmaya başlar.

Ülkelerin birinde halktan bir gence deli gibi aşık , Peri kızı kadar güzel pir Prenses varmış. Evlenme çağı geldiğinde başka bir hükümdarın oğlu Kızı Babasından istemek üzere elçiler gönderir Padişah bu olaya fevkalade sevinir ve olağanüstü uyğun bulur Prensesi huzuruna çagırtarak öbür delikanlıdan vazgeçmesini tavsiye ettikten sonra kız biraz düşünür ve Babasına sevdiği genci son olarak bir kere daha görmek istediğini söyler. Hükümdar bunda hiç bir sakınca görmez. Akşam alaca karanlıkta sevdiği delikanlının yanına varır başindan geçenleri tek tek anlatır ve fedakar olmaları gerektiğini ,bu evliliğin ülkenin çıkarına olacağını söyleyince ,delikanlı yorğun bir halde bundan sonra benden sana mutluluklar dilemek düşer...!
Prenses sevdiği gencin alnına bir öpücük kondurur ve hızlıca saraya doğru yürürken haydutlar yolunu keser boğazındaki kolye ve degerli eşyaları soymaya başlarlar , henüz kapıdan yeni içeri giren çetebaşı adamlarına durun bir bayana böyle davranmanın yakışmadığını ve çirkin olduğunu anlatır , takıları tekrar geri iade eder ,Prensesi serbest bırakır.

Kadı kardeşlere sorar; kim olğun davranmıştır .

Aşkından vazgeçen delikanlı'mı?
Aşkını kalbine gömen Prenses'mi ?
Yoksa Prensesin soyulan bütün mücevherlerini geri veren Çetebaşı'mı?

Küçük kardeşin cevabı aşkından vazgeçen delikanlı.
Ortancıl kardeşinki Prenses.
Ağabeyileri ise Çetebaşını daha erdemli bulur.

Derviş hocaya döner ;Hocam sizce suçlu kim?

''Ağabeyileri'' deyince derviş yerinden yavaşca ayağa kalkar, sessiz sedasiz oradan ayrılır...!

Fikret Avcu     16 Nisan 2010 19:26 |
Sevgili Özgürün aramizdan erken ayrilmasina cok üzüldüm.
Yengemin ,vahap abinin ve bütün sevenlerinin acisini paylasiyor, Allahtan sabirlar diliyorum.


150
Ziyaretçi defteri kaydı
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>